ANASAYFA MİSYONUMUZ İLKELERİMİZ AKINCILAR HAREKETİ AKINCILAR HAREKETİ TÜZÜĞÜMÜZ EĞİTİM ETKİNLİKLER METİN YÜKSEL İLETİŞİM
     
 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Kuran; ALLAH tarafından insanlara, doğru yolu göstermesi, insanlar için şifa ve rahmet olması i için gönderilen kitapların sonuncusudur.

Elimizde bulunan Kuran, 114 sure ve 6236 ayet den oluşmaktadır. Bu ayet sayısı şu anda elimizde bulunan Kuran’da ki ayet sayısıdır, ama Alimler arasında Kur’an da ki ayet sayısı konusunda ihtilaflar vardır, bazı alimler her surenin başındaki besmeleyi ayrı ayet olarak kabul etmiştir, bazı başka alimler, bazı ayetleri 2 ayet olarak kabul etmişlerdir. Ama nasıl sayılırsa sayılsın meşhur ayet sayısı olan 6666 bulunamaz. .

Kuran'daki her sure 'BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM' le başlar. Bunun tek istinası 9. sure olan Tevbe suresidir. Bunun sebebi; Bismillahirrahmanirrahim’in manasında ve Tevbe suresinin anlamında gizlidir. Bismillahirrahmanirrahim Allah’ın merhametlerin en merhametlisi olduğunu bize bildirir. Fakat Tevbe suresinde Allah’ın merhameti değil gazabı anlatılır. Tevbe suresi’nin ilk ayeti ‘Beraatün minallahi ve resulühü ilellezine ahettüm alel müşrikine’ dir. Bu Allah ve resulünden anlaşma yaptığınız müşriklere bir ültimatom (açık tehdit) dir, demektir.

Fakat Neml suresinde, Bismillahirrahmanirrahim sure başında ve içinde olmak üzere 2 kez geçer, böylece Kuran'daki besmele sayısı ile sure sayısı eşit hale gelmiş olur.

Kuran'daki surelerin bir kısmı Mekki Yani Mekke de nazil olmuş bir kısmı Medeni yani Medine de nazil olmuştur. Bazı surelerin bir kısmı Mekke’de, bir kısmı Medine’de nazil olmuştur.

Kuran tam 23 sene boyunca tedricen Peygamberimize vahiy edilmiştir.

Kuran hakkın da en doğru, en sahih bilgi kaynağı, Allah hakkında olduğu gibi, peygamberimiz hakkında olduğu gibi yine Kuran'ın kendisidir. Eğer Kuran hakkında bilgi sahibi olmak, onun nasıl bir kitap olduğunu algılayabilmek; gönderilme amacını öğrenmek, ona tabii olup bu dünya ve ahiret hayatımızı düzenlemek istiyorsak, yapmamız gereken en doğru şey onun şahitliğine başvurmak, Onu, ayetleri ile kendisini tanımladığı şeklide anlamaktır. Kuran'ı, onu bize gönderen Rabbimizden daha iyi kim tanımlayabilir ki. ?

Şimdi Kuran'ın kendi dilinden, Kuran ayetleri ile onun nasıl bir kitap olduğunu anlamaya çalışalım.

İlk önce Kuran'ın gönderilme amacının ne olduğunu Kuran ayetlerinden anlamaya çalışalım.

De ki: ''Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür..? ''
De ki : ''Benimle sizin aranızda ALLAH şahittir.SİZİ VE KİME ULAŞIRSA, KENDİSİ İLE UYARMAM İÇİN bana bu Kuran vahiy edildi, gerçekten Allah ile beraber başka İlahlar olduğuna mı şahitlik ediyorsunuz..?
De ki : ''Ben şahadet etmem.''
De ki : ''O ancak bir tek ilahtır ve gerçekten ben sizin ortak koştuklarınız dan uzağım''(Enam 19)

‘İnsanlar bir tek ümmetti.. ALLAH peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcılar olarak gönderdi ve anlaşmazlığa düştükleri konularda insanların arasında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçeği içeren kitabı indirdi.’ (Bakara 213)

Lütfen dikkat edelim; son okuduğumuz ayette Nebi’lere ve Peygamberimize kitabın neden indirildiği konusunda açık bir bilgi var. Peygamberimizden ve Nebilerden, insanların kendi aralarındaki anlaşmazlığa düştükleri konularda, kendilerine indirilen kitap ile hüküm vermeleri istenmektedir. Ve gelmiş geçmiş tüm peygamberler de zaten öyle yapmışlardır. Bunun tersi, yani peygamberlerin Allah’ın dediğinden başka bir şey yaptıkları ve yapabilecekleri düşünülemez bile.

Allah-ü Teâlâ Peygamberimizi böyle bir yanlışa düşmemesi konusunda çok ciddi olarak uyarmaktadır.

‘Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra onun şah damarını koparırdık’(Hakka 44-45-46)

Bu kesin emirden dolayı gelmiş geçmiş bütün peygamberler gibi, Peygamberimiz Hz Muhammed’in de Allah’ın vahiy ettiğin den başka bir şey tebliğ ettiği, din olarak onun söylediğinden başka bir şey vaaz ettiği düşünülemez. Zaten, Kur’an da, peygamberimizin söylediklerinin kendisinden değil, vahiy ile olduğunu bize bildirir.

Kendi hevasından konuşmuyor. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.(Necm 3-4)
Bir Müslüman her zaman, özellikle de fitne zamanlarında Kur’an ı okuyup öğrenme, anlama ve yaşama çabası içerisinde olmalıdır. Unutmamak gerekir ki; çok tekrar etmekten dolayı eskimeyen Kitab-ı Mübin, şaşmaz ilkelerine sımsıkı tutunduğumuzda bizi kurtaracak tek dayanaktır.
Peygamberimizin’ den gelen rivayetlerde Kur’an ı tanıma konusunda bize yardımcı olmaktadır.
Haris Bin A’ver (r.a) dan rivayet edilmiştir. Dedi ki:

‘Mescide uğradım ve insanları boş sözlere dalmış olarak buldum. Sonra Hz. Ali’nin yanına giderek:

--Ey Müminlerin Emiri dedim. İnsanların boş sözlere daldıklarının farkında değil misiniz?

Bunun üzerine Hz. Ali şöyle dedi:

--Bakınız ben Resulullah’dan şöyle buyurduğunu işittim.

--Dikkat olunsun ki, gelecekte bir fitne çıkabilir.

Dedim ki:

--Ey Allah’ın Resulü ondan kurtuluş yolu nedir?

Resulullah şöyle buyurdu:

‘Yüce Allah’ın kitabı’dır. Onda sizden öncekilerin tarihi ve sizden sonrakiler haberleri vardır. Aranızdaki şeylerin/olayların/sorunların hükmü vardır. O, hak ile batılın arasını ayıran ölçüdür. Onda her şey ciddidir, gayesiz kelam yoktur. Kim akılsızlık edip onu terk ederse, Allah onu helak eder. Kim onun dışında bir kılavuz ararsa Allah onu delalete düşürür. O, Allah’ın sapasağlam ipidir. O,hikmet dolu bir öğüt ve hatırlatmadır. O dosdoğru yoldur. Hevalar ancak onunla, hakkın dışına meyletmez. Hiçbir söz ona benzemez ve karışmaz. Alimler ona doyamaz. Çok tekrar edilmekten dolayı eskimez, tadı azalmaz; onun hayranlık verici yönleri sona ermez. O öyle bir kitaptır ki, cinler onu işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamamışlardır: “Biz muhatabını doğruya yönlendiren hayret verici bir Kuran dinledik ve hemen ona iman ettik” (Cin 72/1-2) Kim O’nu (referans alıp) konuşursa doğru yapar. Kim onunla amel edere ecir alır. Kim onunla hükmederse adaletle hükmetmiş olur. Kim ona davet ederse sırat-i müstakime kavuşturulur. (Tirmizi- Sevabül Kur’an)

Elbette ki Peygamberimiz Kur’an hakkında böyle konuşurken, Onun güzide Ashabının bundan farklı bir şey söylemiş olması imkânsızdır. Nitekim Hülafa-i Raşidin’den biri olan Hz. Ömer de, Abdullah b. Kays ve beraberinde bulunan Kur’an hafızlarına yazdığı mektupta, peygamberimizden gelen rivayetteki gibi Kur’an ın bir Müslüman için ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatmıştır.

Selam sizin üzerinize olsun. Kesinlikle bu Kuran sizin için bir ecirdir, bir şereftir, bir hazinedir. Siz Kuran ‘a tabii olunuz. Sakın Kuran’ı kendinize uydurmayınız. Çünkü kim Kuran’ı kendine uydurursa, Kuran onu yüz üstü cehenneme atar. Fakat kim Kuran’a tabii olursa, Kuran onu Firdevs cennetlerine götürür. Kuran’a uyarsanız, o size mutlaka şefaatçi olacaktır. Sakın Kuran sizin hasmınız olmasın. Kuran kime şefaat ederse o cennete girer, kime hasım olursa, o da cehenneme girer. Biliniz ki bu Kuran hidayetin kaynağıdır, ilmin çiçeğidir, ve Allah katından gelen en son kitaptır. Allah onunla kör gözleri, sağır kulakları, ve kapalı kalpleri açar.

Biliniz ki Kuran ya lehinize veya aleyhinize şahittir. O halde Kurana saygı gösterin, onu küçümsemeyin. Allah Teâlâ, Kuran’a saygı gösterenlere şeref verir. Onu hafife alanları alçaltır. Biliniz ki Kuran’ı ezberleyen ve onun emirlerini yerine getiren kimsenin duası Allah katında kesinlikle kabul olur. Allah dilerse ona ecrini dünyada verir, dilerse ahiret te verir. Şunu unutmayın ki, Allah katındaki nimetler, Allah’a inanarak tevekkül edenler için dünya menfaatlerinden daha üstün ve süreklidir.

(Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s-Sahabe 3/511)

Kuran ayetleri Kur’an ın birçok özelliğinden bahseder. Ve tabiri caizse Yüce Rabbimiz bize kendi kelamını, kendi kelamı vasıtası ile tanıtmak istemektedir. Şimdi sadece Kur’an ayetlerinden faydalanarak Rabbimizin Kitabını tanımaya çalışalım.

Kur’an ın en belirgin özelliği onda çelişki, tutarsızlık olmamasıdır. Hatta Rabbimiz onun bu özelliğini Kur’an ın kendi katından olduğunun en büyük delillerinden biri olarak bize sunmaktadır.

Bu Kuran'ı anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından olsaydı içinde birçok çelişkiler olurdu. (Nisa/82)

23 sene boyunca tedricen indirilmiş bir kitap eğer Allah tarafından değil de (hâşâ ) bir kul tarafından yazılmış olsaydı, elbette ki onda çelişkiler, tutarsızlıklar bulunmaması imkânsız hale gelirdi. Çünkü insan mükemmel değildir, onda duygusal ve fikirsel değişmeler, gelişmeler olması normaldir. Dün söylediği, savunduğu bir şeye bugün karşı çıkabilir. Kendimizden örnek alalım Kim olaylara, sorunlara bundan 10 yıl önce baktığı gibi bakıyor ve 10 sene öncesi gibi çözümler üretiyor. Ama Rabbimiz, zamandan münezzeh, ezeli ve ebedi olduğu için, onun zamanla gelişmesi, düşüncesinin değişmesi düşünülemez. Allah için düşünülemez olan bu nakıslıklar, elbette Onun kelamı içinde düşünülemez. Şimdi Kur’an ın daha başka özelliklerini anlatan ayetlere bakalım.
SADECE KURAN'I İZLEMEKLE EMROLUNDUK....

Bu, sana indirilen bir kitaptır. Onunla uyarman ve inananlara öğüt verme konusunda göğsünde bir kuşku ve sıkıntı olmasın
Rabbinizden size indirileni izleyin, O'ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz.. (Araf:2/3)


KURAN HİDAYETİMİZ İÇİN HERŞEYİ İÇERMEKTEDİR...

Her ümmet içinde, kendi nefislerinden üzerlerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerine bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.. (Nahl :89)

ALLAH HİÇ BİR ŞEYİ KURAN'IN DIŞINDA BIRAKMAMIŞTIR....
Kanatlarıyla uçan kuşlar dahil yeryüzündeki tüm yaratıklar sizin gibi birer toplumdur. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar (tüm yaratıklar) Rab'lerinin huzuruna toplanacak. (Enam :38)

HİKMET İNSAN ÜRÜNÜ KİTAPLARDA DEGİL ALLAH'IN KİTABINDADIR....

Bunlar, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Rabbin ile beraber başka ilahlar edinme, yoksa yerilmiş, kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın. (İsra:39)

Hikmet dolu Kur'an hakkı için, (Yasin:2)

KURAN'DA HERŞEY DETAYLI OLARAK ANLATILMIŞTIR. UYDURULMUŞ SÖZLERE UYMAMALIYIZ..

Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzülüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman eden bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf:111)

KURAN MÜCMEL DEĞİL APAÇIKTIR...

İşte size kendi içinizden bir örnek veriyor: Emriniz altındaki kimseleri, size verdiğimiz rızıklarda size eşit ortaklar olarak kabul eder misiniz? Birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinir misiniz? Aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle detaylı açıklarız. (Rum:28)

Bilen bir topluluk için, Arapça bir Kuran olarak ayetleri açıklanmış bir kitaptır. (Fussilet:3)

KUR’AN BİZZAT ALLAH TARAFINDAN DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞTIR..

A.L.R. (Bu) öyle bir kitaptır ki, Bilge ve her şeyden Haberdar olan tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış ve sonra da açıklanıp detaylanmıştır. (Hud:1)

Sonra muhakkak onu açıklamak Bize aittir. (Kıyame:19)

PEYGAMBERİMİZ KURAN'DAN BAŞKA HÜKÜM KAYNAĞI KABUL ETMEMİŞTİR....

Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevasıne uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek. (Maide:48)

Allah'tan başka hüküm koyucu mu arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Enam:114)

Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir!," derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım. Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım." (yunus/15)

ALLAH KURAN'I KORUMAYI GARANTİLEMİŞTİR...

Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz. (Hicr:9)

KUR’AN, TAM VE MÜKEMMELDİR...

Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek (kimse) yoktur. O, işitendir, bilendir. (Enam/115)

KURAN ÖĞÜT ALMAK İSTEYENLER İÇİN ALLAH TARAFINDAN KOLAYLAŞTIRLMIŞTIR..

Ve andolsun öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, ibret alan yokmu? (Kamer:17/22/32/40)

KUR’AN KENDİSİNDEN YÜZ ÇEVİRENLER İÇİN ZORDUR....

Rabbinin ayet ve mucizeleri kendisine hatırlatıldığı halde, yaptıklarını unutarak ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Kalplerine, onu (Kuran'ı) anlamalarına engel olacak bir örtü, kulaklarına da bir ağırlık koymuşuzdur. Onları hidayete ne kadar çağırırsan çağır, onlar asla doğruyu bulamaz. (Kehf/57)

Yüce Rabbimiz içinde çelişki, tutarsızlık bulunmayan kitabını, okuduğumuz ayetlerde de görüldüğü gibi, apaçık, doğrudan Allah tarafından açıklanmış, detaylı, adalet ve doğruluk bakımından tamam, indirilmesi ve korunması Allah tarafından olan, kendisinden öğüt almak isteyenler için anlaşılması kolay, ayet ve mucizeler kendisine hatırlatıldığında onlardan yüz çevirenler için anlaşılması zor hatta imkansız bir kitap oluğunu tanımlarken ve peygamberimiz de ayetlerde sabit olduğu üzere sadece kendisine vahyedilenlere uyup, kendisine vahiy edilenden başka hüküm kaynağı aramazken, bunların tersine inanan ve öyle olduğunu savunan bir insanın Kur’an la bağının sağlam olduğunu iddia edebilmek imkansızdır.

Kur’an sanki bir canlı organizma gibidir. İnsan ona iyi niyetle, güvenerek, inanarak ve ihlasla yönelirse, Kur’an ona kendini açar, eğer bunun tersi olarak yaklaşırsa belki onu okur, hatta ezberler ama, Kur’an a, onun içindeki ayetlerde tanımlandığı gibi iman etmezse, ne yazık ki Kur’anla ilişkisi yüzeysel kalmak zorundadır. Böyle, ona tam olarak inanmadan onu okuyanlar; Kur’an kendini onlara açmayacağı için sorularının cevabını ve problemlerinin çözümünü onda bulamazlar, ve ister istemez başka kaynaklara yönelmeye başlarlar, onlar başka kaynaklara yöneldikçe, Kur’an kendini onlara daha da kapatır ve onlar daha başka kaynaklara yönelmek zorunda kalırlar, bu kısır döngü hayatlarının sonuna kadar devam eder durur.

Bu yüzden Kur’an’ı okumaya, O’nu anlamaya çalışmaya mesai harcamak zorundayız. Onu okumaya zaman ayırdığımız gibi, Kur’anın, anlamamız için bize kendisini açmasını sağlamak amacıyla, onun bizim için mutlaka yol gösterici (huda), olduğuna da inanmak mecburiyetimiz vardır. Hem Kur’an ın yol gösterici olduğunu kabul edip, hem de ‘ama şu konuda yol göstermiş ki’ demek nasıl bir ikircikli tavırdır. Kur’an kendini, her şeyi açıklayan olarak tanımlıyorsa, bir Müslüman’a düşen onun her şeyi açıkladığına inanmaktır. Eğer sorularının cevabını ve sorunlarının çözümünü O’nda bulamıyorsa, beklide sorun kendisindedir. Anlama fiilin gerçekleşmesi, sadece anlanılacak şeyin açık, anlaşılır ve eksiksiz olmasına bağlı değildir, birde onu anlayabilecek insan gerekmektedir. Ne yazık ki günümüzün en büyük yanlışı, ‘eee madem kur’an her şeyi açıklıyor şu niye yok.’ tavrıdır. Bu tavır yüce Rabbimizi haşa yalancılıkla suçlamakla eş değerdir.

Ben bir Müslüman olarak şöyle inanıyorum; Eğer, Rabbim Kitabı için açık diyorsa kesin açıktır, onun mücmel olduğunu asla iddia edemem, bir ayet bana mücmel gibi geliyorsa ve ben sorularımın cevabını onda bulamıyorsam, bana düşen bu sorunun cevabı mutlaka Allah’ın her şeyi açıklayan kitabında vardır deyip, anlamak için daha fazla, Allah’tan dua ile yardım isteyip daha fazla onun üzerine mesai harcamak olmalıdır.


Eğer bir Müslüman, ona mutmain bir kalple yaklaşarak onu okumaya başlarsa, Kur’an la arasında ki ilişki yüzeysel olmaktan çıkar. O insan onu okurken Sezai Karakoç’un anlatımı ile sanki ‘ sina dağına çıkar, Hz. Musa ile birlikte Allah’ın büyüklüğünün önünde yere kapanır, kızıldeniz’in yarıldığını görür, denizin sularının iki yana açılarak yol verdiğini, arkadan gelen ‘gurur heykeli ordunun’ üzerine cehennem gibi çullandığını gözleri ile görür, Cebrail Hz. Meryem’le konuşurken sanki yanındadır. Hz. İsa ve havarileri ile birlikte gök sofrasının başındadır. Bedir savaşında düşmanların gözüne meleklerle birlikte kum ve toprak atandır, Hz İbrahim ile birlikte , bir Pazar günü putları kırandır, Ad ve Semud kavimlerini götüren sesi kulakları ile işiten, şehirleri döndüren kasırgada yaprak gibi dönen, kavminin dönüştüğü tuz kayalarına elleri ile dokunanadır. Allah’ın yarattığı güzellikleri Kur’an’la görür Müslüman, Kur’an la düşünür Kur’an la anlar, Hakikatın sırrına Kur’an’la erer, Müminin gözünden bakan ‘O’, elini kımıltadan ‘O’. Geçmiş zaman geleceğin üzerine yürümesin diye, şimdiki zaman parçalanıp yok olmasın diye, Kur’an zamanın yorumunu ve anlamını getirmiştir. ‘Her şey Allah’ın önünde fanidir’ prensibin içinde eşyanın rüzgar gibi savrulduğunu görür Müslüman, Kur’an en ilerde olandır, kim onunla beraberdir en ilerdedir. Kim de ona karşıdır en geridedir. Öbür medeniyetler Kur’an medeniyetinin yanında ölüdür. Ondan ışık alan dirilir, onun ışıklarından kaçan mezarsız ölüdür. Kur’an yolundan ayrılanlar sabahları cin çarpmışcasına yataklarından kalkarlar. Ab-ı hayat Kur’an dır, iksir Kur’an dır, şifasız dertlerin dermanı Kur’an dır. Genç nesli olgunlaştıran, olgun nesli genç tutan, kadın’a iffet erkeğe vakar bağışlayan, toplumlara haşmet ve heybet getiren, mutluluğun mimarı, muştu şiiri, ölümü yenen teselli, ruhun zafer takı, kalbin rahmet anıtı Kur’andır.